Hud Aleyhisselam

Bismillahirrahmanirrahim

 

Hûd Aleyhisselâmın Soyu Ve Mesleği:

Hûd (Âbir) b.Abdullâh, b.Rebah, b.Halud b.Âd, b.Avs, b.İrem, b.Sâm, b.Nuh Aleyhisselâmdır.

Hûd Aleyhisselâm, Âd kavmi içinde Baba ve Ana soyu yönünden en üstün durumda idi.

Kendisi, daha önce ticaretle uğraşırdı.

Hud Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili Ve Bazı Faziletleri:

Hud Aleyhisselâm; orta boylu, esmer tenli, çok saçlı, güzel yüzlü idi. Adem Aleyhisselâma benzerdi

Güçlü, kuvvetli idi.

Zühd’ü takva ve ibâdet ehli idi. Çok cömert ve şefkatli idi. Yoksullara bol bol Sadaka verirdi.

Hûd Aleyhisselâmın Kavmi:

Hûd Aleyhisselamın kavmi, Âd kavmi idi.

Âd kavmi, Birinci ve İkinci Âd diye ikiye ayrılır.

Birincisi: Âd b. Avs, b.İrem, b.Sâm, b.Nuh Aleyhisselâm’dır.

İkincisi: Semud b. Câir, b.İrem, b.Sâm, b.Nuh Aleyhisselâmdır.

İsmail Aleyhisselâmdan önceki Birinci Âd kavmi, on, on üç kabileden oluşan üç dört bin kişilik bir topluluktu.

Âd, Semud, Cürhüm, Tasm, Cedis, Ümeym, Medyen, Imlak, Ubeyl, Câsim, Kahtan ve Kahtan oğullan gibi bir çok kabilelere Arabul’âribe,

İsmail Aleyhisselâmın oğullarından gelen kabilelere de, Arabulmüsta’rebe denir.

Hûd Aleyhisselâmın Kavmi Olan Âd Kavminin Yurtları Ve Kötü Tutum Ve Davranışları:

Âd kavminin yurtları; Hudramevt’e ve Yemen’e kadar uzanan yerler olup Allah’ın yerlerinden, en genişi, en otlu, sulu, bol nimetli olanı idi.

Yerin üzerinde akan ırmakları, bağları, bahçeleri, sürü sürü davarları(1), yer altında da, su depoları vardı.(2)

Başkalarına verilmeyen boy pos, güç kuvvet de, onlara, verilmişti.(3)

Onlar, inatçı bir zorbanın emrini tutup ardından gittiler de(4): “Kuvvetçe, bizden daha güçlü kim varmış?” diyerek yer yüzünde büyüklük taslamaya,(5) memleketlerinde azgınlık ve fesatlarını artırmaya(6), halka zulüm etmeye başladılar.

Ahiret hayatını, öldükten sonra dirilmeyi inkâr ettiler.(7)

Şadda, Samud ve Henna’ adındaki üç puta tapmaktan da, geri durmadılar.

Hûd Aleyhisselâmın Âd Kavmine Peygamber Gönderilişi:

Yüce Allah, Ad kavmine, kardeşleri Hûd Aleyhisselâmı, Peygamber olarak gönderdi.

O da, onları, Bir olan Allah’a iman ve ibadete, insanlara zulmetmekten vazgeçmeye davet etti ise de, red ve tekzib ile karşılandı

Bunun üzerine, Yüce Allah, üç yıl, onlardan, yağmuru, kesti.

Onları, yağmur duası için, Mekke’ye bir heyet göndermek zorunda bıraktı. Yağmur yağdıracağını sandıkları bir kasırga ile de, yok olup gittiler.

Kur’ân-ı Kerimin Âd Kavmi Hakkındaki Açıklaması:

Hûd Aleyhisselâmın, Âd kavmine gönderilişi ve onların, tutum ve davranışları ve akıbetleri Kur’ân-ı Kerimde şöyle açıklanır:

“Âd (kavmine)da, kardeşleri Hûd’u (gönderdik)

O, (kavmına):

“Ey kavmim! Allah’a, ibadet ediniz!

Sizin, O’ndan başka hiç bir ilâhınız, yoktur.(8)

(hâlâ, Allah’tan) korkmayacak mısınız?(9)

Siz, (Allah’a karşı) yalan düzenlerden başka (kimseler) değilsiniz!” dedi.(10)

Kavminin ileri gelenlerinden kâfir bir cemâat ise:

“Biz, seni, muhakkak, bir beyinsizlik içinde görüyoruz!

Seni, muhakkak, yalancılardan sanıyoruz!” dediler.

(Hûd):

“Ey kavmim! Bende hiç bir beyinsizlik yoktur.

Fakat, ben, âlemlerin Rabbı tarafından gönderilmiş bir Peygamberim!

Size, Rabbimin vahy ettiklerini tebliğ ediyorum.

Ben, sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.

Size, o korkunç akıbeti haber vermek için, içinizden bir adam (vâsıtası ile) Rabbinizden, size bir ihtar gelmesi tuhafınıza mı gidiyor?

Düşününüz ki: O (Rabb’ınız), sizi, Nuh kavminden sonra, Hükümdarlar yaptı. Size, yaratılışta, onlardan (Nuh kavminden) ziyâde boy pos (ve kuvvet) verdi.

O halde, Allah’ın nimetlerini (unutmayıp) hatırlayınız ki: kurtuluşa erebilesiniz!” dedi.

“Sen, bize, yalnız Allah’a ibadet etmemiz. Atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin?!

O halde, doğruculardan isen, bizi, tehdit etmekte olduğun şeyi (azabı) getir bize!” dediler.

Hûd:

“Rabbinizden, üzerinize bir azap, bir gazap hakk oldu muhakkak!

Kendinizin ve Atalarınızın taktığınız (düzme) bir takım adlar (putlar) hakkında, Allah, onlara bir Hüccet indirmemişken, benimle mücâdele mi ediyorsunuz?

Artık, bekleyiniz!

Şüphesiz ki, ben de, sizinle birlikte onu, bekleyenlerdenim(11)

Ey kavmim! Ben, buna (bu tebliğime) karşılık, sizden hiç bir ücret istemiyorum.

Benim mükâfatım, ben’i Yaratan’dan başkasına ait değildir.

Hâlâ, akıllanmayacak mısınız?!

Ey kavmim! Rabbinizden bağış dileyin.

Sonra, yine, Ona tevbe ve rücu ediniz ki, üstünüze bol bol (feyzini) göndersin. Kuvvetinize, daha fazla kuvvet katsın!

Günahkârlar olarak yüz çevirmeyiniz!” dedi.

“Ey Hûd! Sen, bize açık bir Mucize getirmedin!

Biz de, senin sözünle, İlahlarımızı bırakıcı değiliz!

Sana, inanıcılar da, değiliz!(12)

Sen, bize, İlâhlarımız(a tapmak)tan, bizi döndürmek için mi geldin?!

Öyle ise, bizi tehdit etmekte olduğun şeyi -eğer (iddianda) doğru söyleyenlerden isen- getir bize!” dediler.

Hûd:

“(Bunun) İlmi, ancak, Allah katındadır.

Ben, size, gönderildiğim şeyi, tebliğ ediyorum.

Fakat, ben, sizi, bilmezler güruhu olarak görmekteyim(13)

Allah’tan korkunuz ve bana, itaat ediniz!(14)

Ben, cidden, üstünüze (gelecek) büyük bir günün azabından korkuyorum!” dedi.(15)

Onlar:

(Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir.

Bu, öncekilerin âdetinden başka (bir şey) değildir.

Biz, azaba uğrayacaklar da, değiliz!” dediler.(16)

Onun (Hûd’un) kavminden -kendilerine dünya hayatında refah verdiğimiz halde, küfr (ve inkâr) eden- bir güruh da:

“Bu, sizin gibi bir beşerden başkası değildir.

Sizin yediklerinizden yiyor, içtiklerinizden, içiyor!

Eğer, kendiniz gibi bir insana boyun eğerseniz, and olsun ki: o takdirde, mutlaka, hüsrana düşenlersinizdir.

Öldüğünüz ve bir toprak, bir kemik olduğunuz vakit, sizin herhalde (diri olarak kabirlerinizden) çıkarılmış olacağınızı mı vaad (ve tehdit) ediyor o?

Tehdit olunageldiğiniz o şey, ne kadar uzak! Ne kadar uzak!

O (hayat), bizim (şu) dünya hayatımızdan başkası değildir.

Yaşarız, ölürüz.

Fakat, biz (tekrar) dirilecekler değiliz!

O (Hûd), Allah’a karşı, yalan düzen bir adamdan başkası değildir.

Biz, onu, tasdik edici değiliz!” dediler.

(Hud):

“Rabb’ım! Beni, yalanlamalarına karşı, Sen, bana yardım et!” dedi.

(Allah) Buyurdu ki:

Az bir (zamanda) her halde, onlar, pişman olacaklardır!

İşte, onları, o müthiş (azap) Sayha(sı), Allah’ın bir adâleti) olmak üzere, hemen yakalayıverdi de, onları, bir çör çöp haline getirdik!

Artık, uzak olsun o zâlimler güruhu!(17)

Onlar, onu, (azabı), vadilerine yönelerek gelen bir bulut haline görmüşlerdi de;

“Bu, bize yağmur verici bir buluttur!” demişlerdi.

Hayır! Bu, çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir! Kasırgadır ki, onda, elem verici bir azap vardır.

O, Rabb’ının emriyle, her şeyi helak edecektir!

İşte, onlar, o hale geldiler ki, meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu!

Biz, işte, günahkârlar güruhunu, böyle cezalandırırız!(18)

…..Alay ede geldikleri şey, kendilerini, çepçevre kuşatıverdi.(19)

…..Her uğradığı şeyi (yerinde) bırakmıyor, mutlaka, onu, kül gibi savuruyordu.(20)

Çünkü, biz (haklarında) uğursuz (ve uğursuzluğu) sürekli bir günde, onların üstüne, çok gürültülü bir kasırga saldık.

(Öyle bir kasırga ki) insanları, sanki, onlar, köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imiş gibi, tâ temelinden kopartıp helake uğratıyordu.(21) (Allah) onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardınca, üzerlerine musallat etti.

Öyle ki (eğer, sen de, hâzır olsaydın) o kavmin (bu müddet) içinde (nasıl) ölüp yıkıldığını görürdün!

Sanki, onlar, içleri bomboş hurma kütükleri idiler! Şimdi, onlardan bir kalan görebiliyor musun?(22)

(Hûd’un) kendisini de, onunla birlikte olan (Müslümanları da, katımızdan bir Rahmet ile kurtardık.

Ayetlerimizi yalan sayıp iman etmemiş olanların ise, kökünü kestik!(23)

Hud Aleyhisselâmın Hacca Gidişi:

Peygamberimiz, Veda haccında, Osfan vadisine vardığı zaman, Hz. Ebu Bekr’e: “Ey Ebû Bekr! Bu, hangi vadidir?” diye sormuş, Hz. Ebu Bekr”, Osfan vadisidir!” deyince, Peygamberimiz: Hud Aleyhisselâmın da, beline Aba tutunmuş, belinden yukarısını alacalı bir kumaşla bürümüş, genç ve kızıl, yuları hurma lifinden örülmüş dişi bir deve üzerinde olduğu halde, Hacc için buradan Telbiye ederek geçmiş olduğunu haber vermiştir.

Hud Aleyhisselâmın Mekke’ye Gidişi Ve Vefat Edişi:

Rivayete göre: Peygamberlerden, ümmeti helak olan Peygamber, kendisine iman edenlerle birlikte Mekke’ye gelir, vefatına kadar orada, Yüce Allah’a ibadetle meşgul olurdu.

Âd kavmi helak olunca, Hud Aleyhisselâm da, kendisine iman etmiş olan kimseleri yanına alarak Mekke’ye gitti ve oradan ayrılmadı.

Mekke’de vefat eden Peygamberlerden, Zemzem ile Hacerülesved arasında yetmiş, diğer rivayette doksan dokuz Peygamber gömülüdür.

Hud Aleyhisselâm da, orada gömülü Peygamberler arasındadır.

Hud Aleyhisselâmın Hadramevt’te vefat ettiği ve kabrinin, orada kızıl kumdan bir tepe üzerinde bulunduğu ve vefatında dört yüz altmış dört yaşında olduğu da, rivayet edilir.

Ona ve gönderilen bütün Peygamberlere selâm olsun

(1)Şuarâ: 133-134

(2)Şuarâ: 129

(3)Araf: 69, Ahkaf: 26, Salebî-Arâis s.61, İbn.Esîr-Kâmil c.11,s.85

(4)Hûd: 59

(5)Fussilet: 15

(6)Hicr: 11, 12

(7)Mü’minun: 35-37

(8)Araf: 65, Hûd: 50

(9)Araf: 65, Şuarâ: 124

(10)Hûd: 50

(11)Araf: 66-71

(12)Hûd: 51-53

(13)Ahkaf: 22-23

(14)Şuarâ: 131

(15)Şuarâ: 135, Ahkaf: 21

(16)Şuarâ: 136-138

(17)Mü’minun: 33-41

(18)Ahkaf: 24-25

(19)Ahkaf: 26

(20)Zâriyat: 42

(21)Kamer: 19-20

(22)Elhakka: 7-8

(23)Araf: 72